Çocukta merhameti uyandırmak istedim | Yeni Şafak Pazar Eki Haberleri

Çocukta merhameti uyandırmak istedim | Yeni Şafak Pazar Eki Haberleri

yazar:

kategori:

Gaffar Gazi Koç’un kaleme aldığı, çizer Kerem Cufalar’ın rengarenk çizimleriyle “Tablet; Hiç Göründüğü Gibi Değil” kitabı Gülce Çocuk etiketiyle okurlarıyla buluştu. Hekimoğlu İsmail Hikâye Yarışması’nda da birinci olmuş olan hikâye; bir kedi, bir aile ve bir dostluk halkası etrafında dönen heyecan verici bir hikâye sunuyor. Tablet adında küçük bir kedinin büyük yürekli yolculuğu, hem çocukların hem de ebeveynlerin kalbini fethedecek. Tablet, karşılaştığı engellerle mücadele ederken, ona yardım eden sevgi dolu bir ailenin de desteğini arkasına alıyor. Bu, sadece bir iyileşme hikâyesi değil; aynı zamanda sevginin, umudun ve azmin neler başarabileceğini gösteren bir macera. Yaramaz mı yaramaz, sevimli mi sevimli Tablet ve onunla birlikte büyüyen dostluk, çocukları hem güldürecek hem düşündürecek. Eğlenceli anlar, sıcak bağlar ve unutulmaz dersler içeren bu kitap, her yaştan okuyucuya, zor zamanlarda bile bir arada olmanın ve birbirimize destek olmanın gücünü hatırlatıyor.En iyi arkadaşlarım ailemdi“Geniş bir aile, akraba ve komşu çevremiz olduğu ve bu çevrenin en küçüklerinden olduğum için şanslıydım” ifadelerini kullanan eğitimci-yazar Gaffar Gazi Koç, “Yanı başımızda iki park, bol miktarda tarla, boş arsa ve ağaç vardı. Evimize telefonun ilkokulu bitirmeme yakın geldiğini söylersem teknolojiyle mesafemiz anlaşılabilir. Bu bizim için fırsattı. Zira ilk satranç tahtamızı marangozdan aldığımız bir suntayı sulu boya ile boyayarak, ilk potamızı hasır bir sepetten, ikincisini plastik bir kovadan, üçüncüsünü ise bisiklet jantından yaptık. En iyi arkadaşlarımın da annem, babam, abim, ablam ve yeğenim olduğunu söyleyebilirim” sözleriyle internetin ve teknolojinin bu kadar gelişmediği dönemdeki çocukluğunu ve aile ilişkisini anlatıyor.Kedi videosu kitabı yazmama vesile oldu“Biz aile olarak özel, güzel ve farklı bilgiler içeren gönderi ve hikâyeleri birbirimizle paylaşmayı seviyoruz” diyen Koç, bir sabah okula giderken ailesinden telefonuna gelen mesajla bir kedi videosu gördüğünü belirtiyor. Koç, “Videoda sokakta arka bacaklarını kullanamadığı için sürünmekte olan kediyi gören merhametli biri, kediyi sahiplenip tedavi olabilmesi için çaba gösteriyordu. Haftalar sonra emeğinin karşılığını alıyor ve kedi sağlığına kavuşuyordu. Tekrar tekrar kaç defa izledim hatırlamıyorum. Önce çok üzüldüm. İçim titredi. Gözlerim doldu. Fena etkilenmiş, oracıkta kalmıştım. Neden sonra derse geç kalmamak için hızlı adımlarla okula yürüdüm. Ben teneffüslerde pek sınıftan çıkmam. Çocuklarla vakit geçirmeyi severim. Onları dinlemek bile mutlu olmama yeter. O gün de aralarında ailelerinin onlara tablet, telefon gibi cihazlar almamaları üzerine konuşuyorlardı. Bense hâlâ sabah izlediğim videonun ve videoda gördüğüm kedinin etkisindeydim. Bir anda izlediklerim ile çocukların şikayetleri zihnimde birleşmeye başladı ve bu da Tablet’in doğuşuna vesile oldu. Yani Tablet’in ilham kaynağı başta o videodaki kedidir. Sonra evimizdeki can dostumuz geliyor. Elbette sonra da öğrencilerim” şeklinde kitabı yazmaya nasıl karar verdiğini anlatıyor. Başta hikâyeyi önce dört yüz kelime civarında kısa bir hikâye olarak yazdığını dile getiren Koç, “Bunu sınıfta çocuklarıma okudum. Tahminimden çok daha fazla sevdiler. Lakin o öyle kaldı” diyor ve geçtiğimiz eylül ayında Hekimoğlu İsmail Hikâye Yarışması haberini duyduğunda başvuruların bitmesine üç hafta kaldığını ve birkaç gün de ne yapsam ne yazsam diye düşündüğünü söylüyor. “Daha sonra ise gözüm Tablet’e takıldı. Yetişse de yetişmese de gönlüm Tablet’i çalışmak istiyordu. Ben de onu kırmadım. Ve hiç beklemediğim bir hızla ilerledi. Hatta çocuklarımın sınıfta verdikleri tepkileri bile ekledim. Başvuruların bitmesine bir iki gün kala tamamladım” diyerek yarışmaya son anda katıldığı kitabıyla birinci olmuş.Her canlıya karşı koruyan olmalıyızKoç, kitapla çocuklara oldukları halleriyle özel, güzel, kıymetli olduklarını, tıpkı onlar gibi her canın kıymetli olduğunu, Allah’ın sadece bizi yaratmadığını, bizi sayısız varlıkla birlikte yarattığını, ona binaen her canın kıymetli olduğunu anlatmak istediğini söylüyor. Onlara karşı sorumlu olduğumuzu, zarar veren, kıyan değil, bilakis koruyan gözeten insanlar olmamız gerektiğini vurguluyor ve ekliyor: “Teknolojik aletlerin ve bilumum sanal zevklerin geçiciliğiyle avunmak yerine gerçek güzellikleri fark etmelerini umuyorum. Asıl mutluluğun kendimizden ziyade Allah’ın cümle mahlukatına iyilik etmekte, faydalı olmakta yattığı mesajını vermek istiyorum. Merhamet, sevgi ve merak duygularını uyandırmak istiyorum.”Ruhsal ve bedensel gelişimlerine yönelik vakit geçirmeliyiz“Bu çağda teknolojiden hepten uzak kalabilmeyi pek mümkün göremiyorum” ifadelerini kullanan Koç, bir öğretmen olarak hem çocukların hem de ebeveynlerin ekranla sağlıklı bir ilişki kurabilmesi için “Çocuklara tabletle oynama, telefonu bırak, televizyonu kapat demenin faydası olmaz. Aksine itmiş oluruz. Onların yerine Tablet’te örneklediğim gibi doğal, gerçek alternatifler koymalıyız. Yanı sıra onlarla samimiyetle ruhsal ve bedensel gelişimlerine yönelik vakitler geçirmeliyiz. Ve ekran karşısında olabildiğince yanlarında olmalıyız. En önemlisi de kitap okumamız. Elimizde ve evimizin farklı yerlerinde kitap görmek çocuklara da fayda verir” şeklinde önerilerde bulunuyor.Daha yüzyıl önce birlikte yaşıyordukToplumda Suriye kültürünün, Türk kültüründen uzak olduğuna dair olumsuz bir algı olduğunu ve bu algının art niyetli olarak toplumda inşa edilmeye çalışıldığını ifade eden Sakarya Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, “Hâlbuki Suriyelilerin önemli bir bölümü Suriye’nin kuzeyinden Türkiye’ye geldi. Suriye’nin kuzeyi bizim Kilis’le, Antep’le, Urfa’yla, Mardin’le çok benzer bir kültüre sahipler. Ve çok değil, bu insanlar 100 yıl önce zaten birlikte yaşadığımız insanlar” açıklamasını yapıyor. Kayseri’deki olayların Türk halkının doğal bir tepkisi olmadığını ifade eden Adıgüzel, “Bu olaylarda suç odaklı hareket edecek bir kitlenin harekete geçirildiğini söyleyebiliriz. Gözaltına alınan yaklaşık 500’e yakın kişinin 300’e yakını yüz kızartıcı suçlardan sabıkalı. Türk toplumuna yakıştırmayacağımız ne kadar suç varsa bunların bir veya birkaçını işlemiş bir güruh tarafından bu eylemin yapıldığını görüyoruz. Bu eli silahlı güruh, Türk toplumunu temsil etmiyor” diyor.Bakırın ve tekstilin tarihi merkezi: İkiztepe Höyüğü Karadeniz’in binlerce yıllık tarihi ve kültürel mirasına ışık tutan İkiztepe Höyüğü kazısı bu yıl 50. yaşını dolduruyor. Öğrencilik yıllarında ilk kazı deneyimini İkiztepe Höyüğü’nde gerçekleştiren ve bugün bu önemli höyüğün kazı başkanlığını üstlenen Doç. Dr. Aslıhan Beyazıt, İkiztepe’nin tarih öncesi çağlarda dahi bakırın merkezi olarak konumlandığına işaret ediyor. Beyazıt, “Günümüzde sanayinin temel elementleri arasında yer alan bakırın, o dönemden bu yana varlığını koruduğunu görmek, bizi heyecanlandırıyor. Metal işçiliğindeki gelişimi ve çeşitliliğiyle de İkiztepe’nin diğer kazı alanlarından ayrı bir öneme sahip olduğunu düşünüyoruz” ifadesinde bulunuyor.Çocuklar daha kısa, daha şişman ve sağlıksızBu haftaki mevzumuz modern insanın bitmeyen derdi obezite ile insanın hayvanla kuramadığı denge sebebiyle sokağı ve şehrin en önemli problemi olmaya devam eden sahipsiz hayvanlar meselesi…


Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir