DOLAR

32,2734$% 0.02

EURO

34,9412% -0.18

STERLİN

40,6977£% 0.02

GRAM ALTIN

2.444,14%-0,08

ÇEYREK ALTIN

3.970,00%-0,10

BİTCOİN

1986139฿%-1.91462

İmsak Vakti a 04:14
İzmir AÇIK 23°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Füruzan sinemada da kendine has bir yazar | Yeni Şafak Kitap Eki Haberleri

Rabia BulutOkumanın sonu yok diye klişe bir cümleyle başlasam yazıya nasıl olur? Olmaz gibi ama beklediğim o ilk cümle gelmedi. Ondan ötürü klişelere sığınmanın kurtarıcılığına sığınıyor ve yazıya başlıyorum. Bir okur olarak tercihim her zaman romandan yana olur. Yakın zamanda hikaye okumakla da barıştım. Felsefi, psikolojik, sosyoloji türündeki eserleri lisans döneminde yeterince okuduğum için kolay kolay artık okuma listeme almıyorum. Bu takip etmediğim anlamına gelmiyor tabii ki. Sinematik köşesiyle de hayatıma tür olarak nehir söyleşi kitapları girdi. Spesifik olarak da yönetmenlerle, senaristlerle, oyuncularla sinemaya emek vermiş herkesle yapılan kitaplar diyebiliriz. Böyle olunca kütüphanede bir raf da kendi kendine oluşmaya başladı. Anlaşıldığı üzere bu ayki yazımızın başrolünde bir nehir söyleşi kitabı var. O da 2008 yılında 27. İstanbul Kitap Fuarı’nın onur yazarı olan Füruzan’a armağan olarak hazırlanan “Füruzan Diye Bir Öykü” kitabıdır. Yazar Füruzan 11 Şubat’ta vefat etti. Geçen sene yayınlanan “Akim Sevgilim” öykü kitabıyla uzun süren sessizliğini bozmuştu. Belki küskünlüğünü geride bırakmaya karar vermişti, bilemiyorum. Füruzan’ın yazar kimliğinin yanında sinema anlamında az ama öz bir üretimi bulunuyor. O zaman ona yapılan çeşitli vedalara bizde sinemayla olan ilişkisini incelemeye alarak bir yenisini ekleyelim dedik. “Füruzan Diye Bir Öykü” kitabı onun çocukluktan itibaren okumak, yazmak, sinemayla, üretimlerle ilişkisine ışık tutuyor. Yazar Faruk Şüyün soruyor Füruzan cevaplıyor. Aynı zamanda bir armağan kitap olduğu için Füruzan’ın hayatına dokunmuş yazarlardan, arkadaşlardan yaşayanlardan güncel yazılar alınıyor. Vefat etmiş olanlarında Füruzan ile ilgili yazdıkları yazılara da yer veriyor. Füruzan’ın dünyasına giriyoruz. Onun sinema ile ilişkisiyle ilgili yazma düşüncesi ilk başta nasıl olacak sorusunu getirdi zihnime. Ama sonrasında Gülsün Karamustafa ile çektiği “Benim Sinemalarım” filmiyle akıllarımıza kazınan bir isimde boşluk olmayacağı şeklinde bir cevapta belirdi. YOKSULLUĞA GÖNDERMEYoksulluk onun kaleminde her daim bir yer buluyor. Anlatırken ajitasyondan uzak bir gerçekçilik tonunu yakalıyor. O gerçekçilik sinematografik bir yanda oluşturuyor. “Parasız Yatılı”yı okuduğunuzda da bunu hissedersiniz “Benim Sinemalarım”ı da ve birçok eserinde de. Kitap Füruzan’ın çocukluğuyla başlıyor. O okumaya meraklı ve şehir içinde gezinen bir çocuk. O gezinmelerinde de gözlemleyen bir yapısı var. Gözlemleride beslendiği bir kaynak oluyor. Gerçekçiliğinin temeli anlaşılıyor. Sinemayla olan ilişkisi iyi bir seyirci olmasıyla başlıyor. Burada sadece sinema değil kastettiğimiz hayata dair de bir seyir hali var onda. O seyir halinin yansıdığı öykülerde sinemacılardan kaçmıyor. Füruzan’a ilk teklif 1970’lerde “Ah Güzel İstanbul” öyküsüyle ilgili TRT 1’den geliyor. Teklif düşünülüyor sonra rafa kalkıyor. Ama “Ah Güzel İstanbul” öyküsünün kaderinde sinemaya uyarlanmak var. 1980’li yıllarda Ömer Kavur Füruzan’ın kapısını çalar. Öykü üzerine görüşmeye başlıyorlar. Füruzan senaryoyu kendi yazmak istediğini söyler. Kendi tabiriyle ayrıntılı bir senaryo yazar. Bu senaryo Ömer Kavur’un gözünü korkutur. Ama film çekilir. Füruzan Varlık dergisinde sorulan soru üzere filmi beğenmediğini dile getirir. Bir yazı yazar. Bu yazıyı Ömer Kavur okur. Füruzan’a sorar. O da açıklar. Sonrasında Ömer Kavur Füruzan’a küser. Füruzan kitapta bu küskünlüğü anlamadığını dile getirir. Sonrasında açıkça eleştirisini ortaya koyduğu içinde bir tepki gördüğünü dile getirir. Ama duruşunu bozmadığını da belirtiyor. “Epey bir süre sonra Ömer bir gün kendi kendine benimle barışmaya karar verdi. Sanırım olayları düşünmüştür. Barıştık biz. Sonra çok hoş bir incelikle ‘Sen haklısın Füruzan. Çünkü ben bu filmi yapımcılara götürüyordum. Biliyorsun arasız ne zaman bitecek sorusu, Adana’ya festivale ne zaman yollayacaksın sorusu, baskı ilişkileri var sinemada. Benim de istediğim ölçüde iyi bir film ortaya çıkmadı” dediğini ekliyor. Ne kadar açık ve dobralık kokan bir iletişim şekli. Günümüz sinemasında ne kadar çok ihtiyacımız var bu duruşa!GECENİN ÖTEKİ YÜZÜ“Ah Güzel İstanbul” ilk aşama sinemayla ilgili. Sonrasında “Gecenin Öteki Yüzü” kitabı TRT 1 tarafından diziye çekilmek isteniyor. O da kabul ediyor. Tek şartı senaryoyu yazmak ve sette ilk günden son güne kadar bulunmak. Titiz bir senarist Füruzan. “Gecenin Öteki Yüzü” dizisi çekiliyor. O sette Gülsün Karamustafa’da bulunuyor. Ve adım adım “Benim Sinemalarım”ın zamanı geliyor. Gazeteci Kadri Yurdatap’ın onu yönetmenlik konusunda cesaretlendiren isim olduğunu belirtiyor. Aynı zamanda Kadri Yurdatap’ın “Benim Sinemalarım”ın yapımcısı olduğunu ekleyelim. Uzun bir meşakkatle çekilen filmin yolculuğu başlıyor. Filmin zor şartlar altında çekildiğini belirtiyor Füruzan. Yapımcıyla yaşanan sıkıntılar, görüntü yönetmeninin “Arabesk” filmi için seti bırakması, Hülya Avşar’ın sahneye çıkmaya başlaması gibi birçok durumu anlatıyor. Ama hem kendisinin hem Gülsün Karamustafa’nın filmin peşinden gitmesiyle “Benim Sinemalarım” tamamlanıyor. Adını sinema tarihimize yazdırıyor. Belki sonrasında bir daha yönetmen koltuğuna geçmemesi Füruzan’ın bu sette yaşadığı zorluklardan kaynaklanıyordur. Kim bilir.“Şimdi epeydir bitmiş bir senaryom var. Onu kızım Aslı ile çekmek isterdim. Ancak, onun çok işleri var. Aslı bu senaryo için Selanik’te Eleni Karaindrou ile de konuştu. O, çok sevdi öyküyü. O senaryo duruyor. Ola ki bir gün yaparız…” diyerek hazırda bir senaryo olduğunu dile getiriyor 2007 yılında. Acaba sonrasında neler oldu? Kızı Aslı Selçuk ile çalışmaları devam etti mi o senaryo üstüne? Nehir söyleşi kitaplarının neden önemli olduğuna dair önermem aslında bu kısımda kendini kanıtladı gibime geliyor. Kültür sanat hafızamızın yapı taşları oralarda bulunuyor. Deştikçe neler çıkıyor neler? “Füruzan Diye Bir Öykü” kitabını ben Füruzan ve sinema ilişkisine dair okuyarak parçaları birleştirdim. Sinemamıza dair bir dönemle ilgili parantez bilgiler edindim. Edebiyat anlamında bu kitabı okuyanlarda daha farklı parantez bilgiler edinecek. Ve bizim kültür sanat hafızamızın ayrıntıları genişleyecek.Kurudu kalbimÜretken bir yazar Osman Koca. Öykü dışında roman, inceleme, kuram, çeviri, tarnskript, klasikler başta olmak üzere önemli birçok esere imza atmış biri. Kendisini aşan, tekdüze bir düzlemde kalmadan ürünler ortaya koyabilen nevi şahsına münhasır bir kalem.

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Platon’u bir güzel benzetesim var | Yeni Şafak Kitap Eki Haberleri

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.